İskeçe Seçilmiş Müftüsü ve Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı Mustafa Trampa, Rodop’ta 5, İskeçe’de 2 ve Meriç’te 1 azınlık ilkokulunun faaliyetlerinin askıya alındığını bildirdi.
İşlemin geçici olarak tanımlandığını ancak okulların fiilen kapandığını söyleyen Trampa, uygulamanın Batı Trakya Türk toplumunun hareket alanını daralttığını savundu.
Dil ve kültürel devamlılık vurgusu
Türkçe ve Yunanca eğitim verilen azınlık okullarının dil, din ve kültürel değerlerin gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli rol üstlendiğini belirten Trampa, Türkçenin korunması için bu kurumların yaşatılması gerektiğini söyledi.
Velilere çocuklarını azınlık okullarına gönderme çağrısında bulunan Trampa, bunun toplumun kimliğinin ve kültürel devamlılığının korunmasına katkı sağlayacağını ifade etti.
Öğrenci sayısının gerekçe gösterilmesine tepki
Trampa, öğrenci sayısındaki düşüşün okulların faaliyetlerinin durdurulmasına gerekçe yapılmasını eleştirdi.
Türkiye’nin İstanbul ve Gökçeada’daki Rum azınlık okullarının az sayıda öğrenciyle de varlıklarını sürdürebilmesi için çaba gösterdiğini belirten Trampa, Yunanistan’dan da benzer yaklaşım beklediklerini dile getirdi.
Azınlık eğitiminin Lozan Antlaşması, ikili anlaşmalar ve uluslararası hukuktan kaynaklanan özel bir statüsü bulunduğunu vurgulayan Trampa, uygulamanın bu statüyle bağdaşmadığını savundu.
Çocuklar başka yerleşimlere gitmek zorunda kalıyor
Köy okullarının kapanmasıyla ilkokul çağındaki çocukların başka yerleşimlerde eğitim almak zorunda kaldığını söyleyen Trampa, bunun ailelere ekonomik ve psikolojik yük getirdiğini belirtti.
Özellikle kış aylarında ulaşımın zorlaştığını ifade eden Trampa, okulun kapanmasının köyün sosyal ve kültürel yaşamını da olumsuz etkilediğine dikkat çekti.
Eğitim Bakanlığına istişare çağrısı
İskeçe Azınlık Ortaokulu-Lisesi Encümen Heyeti Başkanı Ozan Ahmetoğlu da azınlık ilkokullarının sayısının son yıllarda ciddi biçimde azaldığını söyledi.
Yunanistan genelinde düşük öğrenci sayısı nedeniyle uygulanan okul kapatma politikasının, azınlık okullarının özel ve özerk statüsü gözetilmeden yürütülmesini eleştiren Ahmetoğlu, Eğitim Bakanlığının azınlık temsilcileriyle görüşmesi gerektiğini belirtti.
Eğitim kalitesinin yükseltilmesi için 30 yıldır yapılan çağrıların karşılıksız kaldığını savunan Ahmetoğlu, diyalog eksikliğinin velilerde bu kurumların zamanla ortadan kaldırılmak istendiği düşüncesini güçlendirdiğini ifade etti.
“Kazanılmış hakkımızı kullanmak istiyoruz”
Azınlık çocuklarının kendi okullarında Türkçe ve Yunanca eğitim almasını istediklerini söyleyen Ahmetoğlu, çocukların hem kendi dil ve kültürlerini hem de Yunanistan’ın resmî dilini iyi öğrenmesinin önemini vurguladı.
Azınlık okullarını kimlik ve aidiyeti yaşatan kurumlar olarak gördüklerini belirten Ahmetoğlu, bu talebin Yunanistan devleti tarafından kabul edilmesini ve saygıyla karşılanmasını istedi.







